Mistisizm temel kavramları - 1 › Kesit
Mistisizm ve tasavvuf aynı şey değil
“Vahdet-i şuhut ve vahdet-i vücut: bunu biraz araştır, sana çok büyük açılımlar verecek.”
Avcıoğlu, işin bam teli dediği ikinci farkındalığı veriyor: bugün bu topraklarda mistisizm ve tasavvuf eş anlamlıymış gibi kullanılıyor, oysa çok farklı iki şeyden söz ediliyor. Tasavvufun altındaki deneyimci ve vahdetçi ekoller, sufiler mistiklerin altına girer; Sünni tasavvufçular ise mistisizmin değil dinin altına girer: kurumsal Sünni Müslümanlığın şeriat ve tarikat boyutlarında yaşayan kişilerdir. Onlar vahdet-i vücutçu değil vahdet-i şuhutçudur ve aradaki fark çok büyüktür. Dinleyiciye bu iki kavramı araştırma görevi veriyor.
Bu kesitte geçen sözcükler
- Vahdet-i şuhut
- Tanrı’nın yarattığı her şeyde, eserlerinde görülebileceğini, şahit olunabileceğini söyleyen görüş. Konuşmacıya göre kurumsal dinlerin ontolojik görüşüdür ve Sünni tasavvuf buna dayanır.
- Vahdet-i vücut
- Varlığın birliği. Tanrı’nın her şeye içkin olduğunu, her şeyin ondan ve onda olduğunu söyleyen görüş; “La mevcude illallah” diye ifade edilir. Konuşmacıya göre Sünni tasavvuftan nitelikçe farklıdır.