Mistisizm temel kavramları - 1 › Kesit
Tasavvuf tek bir şey değil
“Ya Sünni tasavvuf demen lazım ya da vahdetçi, bütüncü tasavvuf diye ayırman lazım.”
Avcıoğlu, tasavvuf kelimesinin yaklaşık bin yıldır çok yanlış bilindiğini söylüyor: biri bir cemaate de, İbn Arabi’yi takip ettiğini söyleyen bir ekole de “tasavvufçu” deyince nitelikçe farklı iki şeye evet demiş olur. Ona göre tasavvufun bir bölümü, Büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk’ün Nizamiye medreseleri ve Gazali’nin çabasıyla kurulan bir devlet projesidir: parçalanmış Müslüman coğrafyalarını bir arada tutmak için Sünni Müslümanlık ile sufilik sentezlenmiştir. Sultana bu projeye neden bu kadar altın harcadığını soranlara Nizamülmülk, tutarsa Bizans’ın kulelerinin bile önlerinde secde edeceğini söylemiş. Bu yüzden Sünni tasavvuf ile vahdetçi tasavvufu ayırmak gerekir.
Bu kesitte geçen sözcükler
- Vahdet-i şuhut
- Tanrı’nın yarattığı her şeyde, eserlerinde görülebileceğini, şahit olunabileceğini söyleyen görüş. Konuşmacıya göre kurumsal dinlerin ontolojik görüşüdür ve Sünni tasavvuf buna dayanır.