İçeriğe geç
Sevgili İnsan

Videolar › Anlamsızlık

Anlamsızlık

Murat Avcıoğlu, anlamsızlık varoluş sorununu, anlam arayışı ve Beckett’ın “Godot’yu Beklerken” eseri üzerinden anlatıyor: bizi hayal kırıklığına uğratmayacak tek Godot, henüz gelmemiş olandır.

Videonun bölümleri11 bölüm

Bu videoda

Varoluş sorunlarına daha yakından bakan serinin bu videosunda anlamsızlık varoluş sorunu ele alınır. İnsanın nedensellik yasasını milyonlarca yıllık evrimiyle genel bir yasa olarak kabul ettiği, buradan kendi varlığının ve evrenin bir nedeni olması gerektiği sonucuna vardığı ve “Benim anlamım ne, bu evrenin anlamı ne?” diye sorduğu anlatılır. On bin yıldır verilen cevapların hiçbiri doğrulanamadığı ya da yanlışlanamadığı için nesnel, mutlak bir anlam bulunamamıştır; bu, insanlıkta büyük bir varoluş sorunu olarak sürer. Varoluşçuluk felsefesi, özellikle Sartre ve Camus, bu sorunu öne çıkarmıştır. Samuel Beckett’ın “Godot’yu Beklerken” eseri anlamı beklemenin bir betimlemesi olarak önerilir.

Godot’yu beklerken kendimizi oyalamak, bir şeyler yapmak ve onlara anlam yüklemek zorunda olduğumuz söylenir; bütün bilinmezlikler bir gün açılıverseydi ne yapacağımız sorusu bırakılır. Bizi hayal kırıklığına uğratmayacak tek Godot’nun, tek Mesih ve Mehdi’nin henüz gelmemiş olan olduğu, çünkü ulaştığımız her şeyin bir süre sonra sıradanlaştığı anlatılır. Bunun sebebi, sapiensin “büyük eksik” dediği, aslında bir eksik olmayan, tamamlayıcı yönüdür; bu farkındalığın kişiyi birçok yanılsamasından ve bağımlılığından kurtaracağı söylenir. Son olarak, bir şey binlerce yıldır bulunamıyorsa ihtimallerden birinin, nesnel bir anlamın olmadığı ve bunun kişiye bırakılmış olabileceği olduğu not edilir. Sonraki videoda istediği gibi yaşayamamak varoluş sorununa bakılacaktır.

Bu videodan 10 kesit

Anlam, nedenselliğe verilmiş bir cevaptır

Avcıoğlu, insanın zihninin bazı şeylerin birbirinin peşi sıra geldiğini, bazılarının bazılarının nedeni olduğunu gözlemleyip milyonlarca yıllık evrimiyle bunu genel bir yasa olarak kabul ettiğini anlatıyor. Nitelikli benliğinin farkında olan insan, kendisinin ve bu evrenin var olmasının da bir nedeni olması gerektiğini aynı benzetmeyle kurar ve “Benim anlamım ne, bu evrenin anlamı ne?” diye sorar. On bin yıldır verilen cevapların hiçbiri doğrulanamadığı ya da yanlışlanamadığı için nesnel, mutlak bir anlam bulunamamış ve anlamsızlık büyük bir varoluş sorunu olarak sürmektedir.

“İnsan için anlam, bütün bu nedenselliklere verilmiş bir cevaptır.”

Kesiti aç

İnsan anlamlı hissetmek ister

Avcıoğlu, 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra kimilerince bir moda, kimilerince bir düşünme eğlencesi sayılan varoluşçuluk felsefesinin, özellikle Sartre ve Camus ile Fransa’da ikinci dünya savaşından sonra insanın, evrenin ve insan hayatının anlamı ya da anlamsızlığını büyük bir sorun olarak öne çıkardığını söylüyor. İnsan gerçekten anlamlı hissetmek ister; bunun en üst derecede görüldüğü alan, kişinin kendi anlamını ve bu evrenin, bu varoluşun anlamını arayışıdır. Ama binlerce yıldır doğrulanmış, muhalifleri yanlışlanmış nesnel, mutlak bir anlam bulunamamıştır.

“Çünkü insan, dediğim sebeplerden dolayı gerçekten anlamlı hissetmek ister.”

Kesiti aç

Godot’yu beklerken

Avcıoğlu, Samuel Beckett’ın “Godot’yu Beklerken” adlı eserini, anlam arayışını anlatan bir şaheser olarak öneriyor. Absürt kelimesinin Fransız varoluşçuların, özellikle Camus’nün kullandığı bir kavram olduğunu, Godot’yu en genel anlamıyla anlam olarak, yani insanın kendi anlamını ve bu evrenin nesnel, mutlak anlamını beklemesi olarak okuyabileceğimizi söylüyor. Eserde Vladimir ve Estragon, yani Didi ve Gogo, Godot’yu bekler; Godot gelmez, yani nesnel, mutlak bir anlam bulunamaz.

“Sonuç olarak, tabii ki Godot gelmemektedir. Yani nesnel, mutlak bir anlam bulunamamaktadır.”

Kesiti aç

Kendimizi oyalamak zorundayız

Avcıoğlu, kendimizin ve evrenin mutlak anlamını ararken, ölüm ve ölüm sonrasını bilmeye çalışırken, istediğimiz gibi yaşamaya çalışırken, her türden yalnızlıktan kurtulup güvende hissetmek isterken bir şeyler yapmak, kendimizi oyalamak zorunda olduğumuzu söylüyor. Bu kadar büyük bilinemezlikler ve belirsizlikler alanında yalnızca onlara konsantre olmuş bir zihnin muhtemelen birkaç günde çıldırabileceğini, ya da buna katlanamayıp hayatına son vermek isteyebileceğini belirtiyor. Bu yüzden Godot’yu beklerken bir şeyler yapmalı ve onlara anlam yüklemeliyiz.

“Godot’yu beklerken bir şeyler yapmalıyız ve onlara anlam yüklemeliyiz.”

Kesiti aç

Ya Godot gelseydi?

Avcıoğlu, gerçekten bir gün bir mucize olsaydı ve hepimiz kendi anlamımızı ve bu evrenin, bu varoluşun anlamını kat’i bilgiyle biliverseydik ne olurdu diye soruyor: bütün bilinmezlikler gözlerimizin önüne açılsaydı, zihnimiz, aklımız, duyularımız kat’i bilgiyle doyuverseydi, ertesi sabah uyandığımızda ne yapardık, ne düşünür, ne hissederdik? Bunu çok değerli bir soru olarak bırakıyor.

“Bütün bilinmezlikler şu anda burada yaşarken gözlerimizin önüne açılıverseydi, ertesi sabah uyandığımızda ne yapardık?”

Kesiti aç

Henüz gelmemiş olan

Avcıoğlu, insanı, yani karakter benliğini hayal kırıklığına uğratmayacak tek Godot’nun henüz gelmemiş olan olduğunu söylüyor; bunu Terry Eagleton’un söyleyişiyle “bizi hayal kırıklığına uğratmayacak tek Mesih, Mehdi henüz gelmemiş olandır” diye de ifade ediyor. İnsanlığın tarih boyunca hemen hemen bütün toplumlarında bir Mesih ya da Mehdi beklentisi olduğunu, onun gelip bizi eski şaşaalı günlerimize döndüreceği, bütün sorunları çözeceği ve adaleti, refahı getireceği umulduğunu anlatıyor.

“Bizi hayal kırıklığına uğratmayacak tek Godot henüz gelmemiş olandır.”

Kesiti aç

Kavuşunca sıradanlaşır

Avcıoğlu, mehdilerin, mesihlerin geldiğini ya da öyle olduğunu iddia edenlerin toplumlara yaklaştığını, ama sonra ne olduğunu soruyor. Kendi küçük hayatlarımızda da çok arzuladığımız bir kişiye, şöhrete, makama, servete ulaştığımızda ilk anda sevinçten çıldırırız; ama bir süre sonra sıradanlaşır, heyecan kaybolur, yine bir şeyler eksikmiş gibi hissetmeye başlarız. Bunun sebebinin o kişi, makam ya da servetin kendisi değil, insanın büyük eksiği olduğunu söylüyor.

“İlk anda gerçekleştiğinde bizi sevinçten çıldırttılar. Ama bir süre sonra sıradanlaştılar.”

Kesiti aç

Büyük eksik

Avcıoğlu, sapiensin “büyük eksik” dediği, aslında bir eksik olmayan tamamlayıcı yönünden söz ediyor: bilinç dışı bir şekilde kişiye, makama, şöhrete, servete, Godot’ya, Mesih’e, Mehdi’ye, nihai kurtarıcılara kavuştuğunda tamamlanacağını zanneder. Ama ulaşsa bile bir süre sonra yine bir şeyler eksik gibi hisseder ve hayal kırıklığına uğrar. Bu yüzden bizi hayal kırıklığına uğratmayacak tek arzu nesnesi henüz gelmemiş olandır.

“Yine hep bir şeyler eksik gibi hisseder ve hayal kırıklığına uğrar.”

Kesiti aç

Büyük eksik tamamlanmaz

Avcıoğlu, büyük eksik konusunun bu metodda fark edilip derinlemesine kavrandığında insanı birçok yanılsamasından, onlardan doğan bağımlılıklarından, anlamsız ızdıraplarından, nevrozlarından ve depresif hâllerinden kurtaracak çok büyük bir farkındalık olduğunu söylüyor. Büyük eksik, bütünden bir kere koptuğunda, yani ben ve ötekiler dediğinde, bu varoluşun ortasında bir parça olmanın eksiğidir. İnsan bunun farkında olmadığında kendini tamamlayacak nesneler arar; ama kendi benliğinin farkında olduğu sürece bu tamamlanmaz, çünkü o bir eksik değil, sapiensin tamamlayıcı parçasıdır.

“Çünkü o bir eksik değildir. Sapiens’in mütemmim cüzüdür.”

Kesiti aç

Anlam kişiye bırakılmış olabilir

Avcıoğlu, anlamsızlık varoluş sorununu, kişinin kendi öznel anlamını ya da bütün bu varoluşun mutlak, nesnel anlamını arama yolculuğu olarak özetliyor; bulunamadığı ve bilinemediği için büyük bir varoluş sorunu yaşandığını, Beckett’ın eserinin bunu en güzel betimleyen örneklerden biri olduğunu söylüyor. Bir şey binlerce yıldır bulunamıyor ve bilinemiyorsa, gerçeğin ihtimallerinden birinin, dışarıda öyle nesnel ya da mutlak bir şeyin olmadığı, bunun kişiye bırakılmış olabilme ihtimali olduğunu da şimdiden not etmeyi öneriyor.

“Eğer bir şey binlerce yıldır bulunamıyor ve bilinemiyorsa, bunun gerçekliğinin ihtimallerinden biri de dışarıda nesnel ya da mutlak böyle bir şeyin olmaması, bunun kişiye bırakılmış olabilmesidir.”

Kesiti aç

Sıradaki videolar

Yeni bir kesit yayımlanınca haber ver

Sık sık e-posta göndermeyiz; yalnızca yeni video ve canlı yayın tarihi olduğunda. Her e-postanın altındaki bağlantıyla istediğin an ayrılabilirsin.