İçeriğe geç
Sevgili İnsan

Videolar › İstediği gibi yaşayamamak

İstediği gibi yaşayamamak

Murat Avcıoğlu, istediği gibi yaşayamamak varoluş sorununu, özgürlük ile sorumluluğun yapışık ikizliği, dışımızdaki ve içimizdeki yaptırımcılar ve öğrenilmiş çaresizlik üzerinden anlatıyor.

Videonun bölümleri12 bölüm

Bu videoda

İstediği gibi yaşayamamak varoluş sorununun nasıl ortaya çıktığı anlatılır: insan zihni yapmak istediği her şeyi yaparak, yapmak istemediği hiçbir şeyi yapmayarak yaşamak ister; gerçek hayatta ise çeşitli sebeplerden bunu yapamaz. Bu sorunun literatürde özgürlük ya da sorumluluk başlığıyla anıldığı, ama bu kavramların yetersiz kaldığı için “özgümlülük” kavramının icat edildiği söylenir. Özgürlük dendiğinde “neyden, ne için özgür olmak istiyorum, ve bunun zincirleme sonuçlarına ve sorumluluklarına hazır mıyım?” üç sorusu önerilir; hayatın izole anlardan değil zincirleme sonuçlardan oluştuğu anlatılır. Sorunun çocuklukta, ebeveynlerin engellemeleriyle başladığı, nevrozlar ve depresif hâllerle bağlantısı olduğu söylenir.

Sorunun yalnızca dışımızdaki yaptırımcılardan değil, çoğu zaman daha güçlü olan içimizdeki yaptırımcı ve zorlayıcılardan da kaynaklandığı; dışarıyı değiştiremeyeceğimiz ama içimizdekileri fark edip dönüştürebileceğimiz anlatılır. İnsanın özgürlüğü aslında sevmediği, çünkü onun yapışık ikizi sorumluluğu sevmediği; öğrenilmiş çaresizliğin bu metodda çok kullanılacak bir kavram olduğu söylenir. Asıl sorunun istediği gibi yaşayamamak değil, istediği gibi yaşadığında hayatının bütün sorumluluğunu tek başına omuzlarına almak olduğu belirtilir. Sonraki videoda her türden yalnızlık varoluş sorununa bakılacaktır.

Bu videodan 12 kesit

Tam istediği gibi yaşamak istiyor

Avcıoğlu, insan zihninin bütün çalışma mekanizmasının aşağıdan yukarıya doğru çalışmasının bir sonucu olarak yapmak istediği her şeyi yaparak, yapmak istemediği hiçbir şeyi yapmayarak yaşamak istediğini, bunun onu mutlu edeceğini düşündüğünü anlatıyor. Gerçek hayata bakınca yapmak istediğimiz birçok şeyi çeşitli sebeplerden dolayı yapamadığımızı, yapmak istemediğimiz birçok şeyi de yapmak zorunda kaldığımızı görüyoruz. Bu çatışma bir hayatı kapladığında bir varoluş sorunu oluyor.

“Yapmak istediği her şeyi yaparak, yapmak istemediği hiçbir şeyi yapmayarak yaşamak istiyor.”

Kesiti aç

Özgürlük kavramı neden yetersiz?

Avcıoğlu, bu varoluş sorununun literatürde özgürlük ya da sorumluluk başlığıyla geçtiğini, ama bu iki kelimeyi tek başına kullanmayı tercih etmediğini söylüyor. Özgürlük kavramı insanlığın genel zihninde neyi kapsadığı tam fark edilemeyen, bin yıllardır çok yüce ve kutsal sayılan ama çok farklı anlamlarda kullanılan bir kavram; çağrıştırdığı şeyler bütüncül değil, bu yüzden uğruna yapılan eylemlerin sonuçları insanın pek beklemediği gibi çıkabiliyor. Bu varoluş sorununa bu yüzden daha net bir başlık olarak “istediği gibi yaşayamamak” demeyi tercih ediyor.

“Özgürlük, aslında tam olarak neyi kapsadığı fark edilemeyen bir kavramdır.”

Kesiti aç

Özgürlük için üç soru

Avcıoğlu, özgürlük dendiğinde tarih boyunca arifler tarafından önerilen iki soruyu hatırlatıyor: Neyden özgür olmak istiyorum, ve ne yapmak için özgür olmak istiyorum? Bu video serisine özel olarak bir üçüncüsünü ekliyor: İstediğim bu özgürlüğün tüm zincirleme sonuçlarına ve onların sorumluluklarına hazır mıyım? Özgürlük kavramı bir konuda geçtiğinde, dışarıdan telkin edildiğinde ya da içimizden yükseldiğinde bu üç soruyu kendimize sormamızı öneriyor.

“İstediğim bu özgürlüğün bütün zincirleme sonuçlarına ve onların sorumluluklarına hazır mıyım?”

Kesiti aç

Her eylemin zincirleme sonuçları var

Avcıoğlu, insan zihninin bir eylemin çoğunlukla yalnızca ilk sonucuyla hesabı yaptığını, o ilk sonucu kaldırabileceğini ya da ondan fayda sağlayabileceğini fark ettiği anda eylemi gerçekleştirdiğini anlatıyor. Hayat ise izole anlardan değil, bir zincir gibi akıyor; her eylemimizin ve söylemimizin arkasında iki, üç, beş, on ya da çok daha fazla zincirleme sonuç olabiliyor. Anlamlı, bilinçli farkındalıkla yaşamak için ilk gereken şeylerden biri bunu fark etmek.

“Her eylemimizin, her söylemimizin yalnızca bir sonucu olmuyor.”

Kesiti aç

Özgürlük ile sorumluluk yapışık ikizdir

Avcıoğlu, özgürlüğün yalnız bir kavram olmadığını, onun ayrılamayan bir yapışık ikizi olan sorumluluğu olduğunu söylüyor. Zihnimizle bölsek de gerçeklikte ayrılamıyorlar; özgürlük ve sorumluluk diye iki kavramla tanımlamaya çalıştığımız tek bir hâl, tek bir durum var. Bu yüzden iki kelimeden bir sentez yaparak “özgümlülük” kavramını icat ettiğini, bu video serisinde bunu kullandığını anlatıyor.

“Özgürlük ve sorumluluk diye aslında iki kavramla tanımlayabildiğimiz, tanımlamaya çalıştığımız tek bir hâl var.”

Kesiti aç

Çocukluktan gelen sorun

Avcıoğlu, istediği gibi yaşayamamanın en yoğun dört beş yaşından on on bir yaşına kadar yaşandığını anlatıyor: yapmak istediğimiz birçok şey çoğunlukla ebeveynlerimiz tarafından engellenir, yapmak istemediğimiz birçok şeyi yapmak zorunda kalırız. Soğuk bir sabah en tatlı uykumuzdan kalkıp okula gitmek ya da arkadaşlarımızla neşe içinde oynarken çağrılıp götürülmek gibi. Bunu hayatın bütün alanlarında düşününce, bu varoluş sorunu çok daha büyük ve önemli konularda derin ızdıraplara, birçok nevroza ve depresif hâle yol açabiliyor.

“Yapmak istediğimiz birçok şey engellenir.”

Kesiti aç

İçimizdeki yaptırımcılar

Avcıoğlu, istediğimiz gibi yaşayamamamızın birçok dışsal sebebi olduğunu, toplumun, devletin, kanunların, genel ahlak yasalarının bunda payı olduğunu kabul ediyor; ama sadece onlar olmadığını söylüyor. İçimizde de istediğimiz gibi yaşayamamamızı sağlayan şeyler var ve çoğu zaman dıştakilerden çok daha güçlüler: dışsal olarak tam istediğimiz gibi yaşayabileceğimiz bir ortam olsa bile içimizdeki engelleyiciler yüzünden öyle yaşamayı tercih etmeyebiliyoruz.

“Yalnızca dışımızdaki yaptırımcılar, zorlayıcılar yok; içimizde de var ve çoğu zaman dıştakilerden daha güçlüler.”

Kesiti aç

Dışarıyı değil, içimizdekini dönüştürebiliriz

Avcıoğlu, durumları, şartları, olayları ya da insanların kalplerini ve beyinlerini çevirecek güce sahip bir Tanrı olmadığımızı söylüyor. Ama çoğu zaman farkında olmadığımız içimizdeki yaptırımcıları ve zorlayıcıları fark edip onları derinlemesine kavrayarak bazı durumlar için, hem de oldukça önemli durumlar için dönüştürebilmemiz elimizde; çünkü onların çoğu bir yanılsamadan ve onun sonuçları olan bağımlılıklarımızdan kaynaklanıyor. Bu video serisindeki kapsayarak aşma yöntemi buna dayanıyor.

“Durumları, şartları, olayları ya da insanların kalplerini, beyinlerini çevirecek güce sahip bir Tanrı değiliz.”

Kesiti aç

Özgürlüğü aslında sevmeyiz

Avcıoğlu, insanın uğruna şarkılar ve şiirler yazılan, bedeller ödenen, kutsal sayılan özgürlük kavramını aslında çok sevmediğini söylüyor. Sezen Aksu’nun “ne böyle seninle ne de sensiz” sözü gibi: onsuzken ona derin bir özlem duyar, bütün dertlerimizin çaresi olduğunu düşünürüz; ama avucumuza konduğunda ondan çok korktuğumuzu fark ederiz, çünkü özgürlük her zaman yapışık ikiz kardeşi sorumlulukla birlikte gelir ve sorumluluk insanın en sevmediği kavramlardan biridir.

“Sorumluluk insanın en sevmediği kavramlardan biridir.”

Kesiti aç

Onları ayıramazsın

Avcıoğlu, işlerin istediğimiz gibi olmasını istediğimiz bütün durumlarda yalıtılmış, hayallerimizdeki gibi bir özgürlük de, tek başına bir sorumluluk da olmadığını söylüyor: birinin omuzlarına bütün sorumluluğu yükleyip ona o konudaki özgürlükleri ve yetkileri vermezseniz yine işler istendiği gibi olmaz. Zihnimiz ayırabilir; ama geçmiş hayatımıza baktığımızda saf özgürlük ya da saf sorumluluk gibi bir şeye girdiğimiz ve sonra işin öyle olmadığını öğrendiğimiz durumları hepimiz yaşamışızdır.

“Onlar yapışık iki kardeş. Onları ayıramazsın.”

Kesiti aç

Öğrenilmiş çaresizlik

Avcıoğlu, davranışların ve eylemlerin sonuçlarla bir nedensellik bağı içermediğini düşündüğümüz, çok sık tekrarlanan aynı konudaki durumlarda öğrenilmiş çaresizlikler yaşadığımızı, bunun bir koşullanmaya dönüştüğünü anlatıyor. Klasik mantıkla geçerli bir kıyas kurarız, ama hayatın gerçekliğinde beklediğimiz sonuçlar çıkmaz ve bu tekrarlanır; özellikle küçük çocuklukta içimize oturan bu çaresizliği sonra unuturuz ve bilinç dışı olarak ızdıraplar, nevrozlar, hatta depresyonlar yaşatabilir. Bu metodda çok kullanılacak bir kavram olarak not etmemizi istiyor.

“Öğrenilmiş çaresizlik şu demek: davranışların, eylemlerin sonuçlarla bir nedensellik bağı içermediğini düşündüğümüz durumlarda öğrenilmiş çaresizlikler yaşarız.”

Kesiti aç

Asıl sorun: sorumluluğu omuzlamak

Avcıoğlu, insanın aslında özgürlüğü pek sevmediğini, onun yapışık ikiz kardeşi sorumlulukla birlikte olduğunu bilinç dışı bir şekilde bildiğini, bu yüzden zihninde özgürlüğe oyunlar düzdüğünü söylüyor: istediği her şeyi yaptığı, istemediği hiçbir şeyi yapmadığı, ama hiçbir bedele, yargıya ya da kınamaya uğramadığı bir özgürlük ister; gerçeklik ise öyle değil. Asıl varoluş sorunumuz tek yüzlü değil: istediği gibi yaşayamamak yalnızca küçük bir kısmı, asıl ve farkında olunmayan büyük sorun, istediği gibi yaşadığında hayatının bütün sorumluluğunu tek başına omuzlarına almak.

“İstediği gibi yaşayamamak değil; istediği gibi yaşadığında hayatının bütün sorumluluğunu tek başına omuzlarına almak. Asıl sorun bu.”

Kesiti aç

Sıradaki videolar

Yeni bir kesit yayımlanınca haber ver

Sık sık e-posta göndermeyiz; yalnızca yeni video ve canlı yayın tarihi olduğunda. Her e-postanın altındaki bağlantıyla istediğin an ayrılabilirsin.