İçeriğe geç
Sevgili İnsan

Videolar › Varoluş soruları: dört temel soru

Varoluş soruları: dört temel soru

Murat Avcıoğlu, bütün varoluş sorularını dört başlıkta, onları da “Tanrı var mı yok mu?” ve “nasıl yaşamalıyız?” olmak üzere iki soruda topluyor.

Videonun bölümleri7 bölüm

Bu videoda

Varoluş sorunlarına daha yakından bakmadan önce onlarca, hatta yüzlerce varoluş sorusu dört başlıkta toplanır: ben ve bu evren nasıl var olduk, neden varız ve bir anlamımız var mı, ölüm ve ölüm sonrasındaki bilinmezlik, bireysel ve toplumsal olarak huzur ve mutluluk içinde nasıl yaşamalıyız. İlk üç soru, Tanrı kavramı bütün ana kategorilerini kapsayacak biçimde kullanılarak “Tanrı var mı yok mu?” sorusuna indirgenir; bu soruya verilecek cevabın diğer soruların cevabına da referans olacağı söylenir. Dinler, felsefeler, mistisizmler ve bilimin bu soruya verdiği cevaplar doğrulanamadığı ve yanlışlanamadığı için konu bilinemezlik ve inanç alanında kalır.

Bu video serisi için sorular iki tanedir: Tanrı var mıdır yok mudur, varsa nasıl bir Tanrı’dır; ve bireysel ve toplumsal olarak huzur ve mutluluk içinde yaşamak için nasıl yaşamalıyız. Bir Tanrı varsa bunun insan için bir sorun, yoksa daha büyük bir sorun olduğu sözü ve Voltaire’in insanın bir Tanrı icat etmek zorunda olduğu sözü, dinî inanç anlamında değil, varoluş soruları ve sorunları bağlamında yorumlanır. İnsanın varoluşsal olarak naif, kırılgan ve zayıf bir varlık olduğu; büyük çoğunluğunun benliğinin en derinlerinde, kendisini olduğu gibi kabullenecek, korkularından kurtaracak ve tam istediği gibi bir hayat sunabilecek bir güç olmasını arzuladığı söylenir. Sonraki videoda varoluş sorunları daha rafine biçimde ele alınacaktır.

Bu videodan 5 kesit

Dört temel soru

Avcıoğlu, onlarca, hatta yüzlerce varoluş sorusunu dört başlıkta topluyor: ben ve bu evren nasıl var olduk, nasıl ortaya çıktık ya da hep var mıydık; neden varız, yani bizim ve bu evrenin bir anlamı var mı; ölüm, yani kendimizin ve çok sevdiğimiz yakınlarımızın ölümü ve ölüm sonrasındaki bilinmezlik; bireysel ve toplumsal olarak huzuru, mutluluğu ve refahı yaşayabilmek için ne yapmalı, nasıl yaşamalıyız. Diğer bütün soruların bu dört sorunun altına girdiğini, bunlara bir yanıt bulunduğunda onlara da otomatik olarak yanıt bulunmuş olacağını söylüyor.

“Bütün bu onlarca, belki yüzlerce varoluş sorusunu ben dört başlıkta toplayabiliyorum.”

Kesiti aç

Tanrı var mı yok mu?

Avcıoğlu, dört sorudan ilk üçünü tek bir soruya indirgiyor: Tanrı var mı yok mu? Tanrı kavramını belirli bir anlamda değil, insanlığın bugüne kadar ürettiği bütün ana kategorilerini kapsayacak biçimde kullanıyor: kendimizin, bu evrenin ve içindeki bütün nesnelerin nitelik olarak çok üzerinde yüce bir güç, enerji, zat ya da varlık; ya da klasik teistik dinlerin söylediği gibi âlemin yaratıcısı ve yöneticisi. Bu soruya verilecek cevabın diğer üç sorunun cevabına da referans olacağını düşünüyor. Dinler, felsefeler, mistisizmler, hatta bilim bu soruya olumlu ya da olumsuz çok çeşitli cevaplar üretmiş; ama hiçbiri doğrulanamadığı ve yanlışlanamadığı için konu yine bilinemezlik ve inanç alanında kalıyor.

“Bu üç soruyu da tek bir soru altında toplayabiliyorum.”

Kesiti aç

İki soru

Avcıoğlu, bu video serisine özel olarak bütün varoluş sorularını iki soruya indirgiyor: Tanrı var mıdır yok mudur, varsa nasıl bir Tanrı’dır; ve bireysel ve toplumsal olarak huzur, mutluluk, neşe ve refah içinde yaşayabilmemiz için ne yapmalıyız, ne yapmamalıyız, nasıl yaşamalıyız. İkinci sorunun içine aile, toplum, devlet, yasa, hukuk, ahlak, cinsiyetler ve cinsiyet rolleri gibi her şeyin girdiğini, tarih boyunca bu sorulara çok sayıda cevap verildiğini ve arayışın sürdüğünü anlatıyor.

“Böylece varoluş sorularını, bu video serisine özel olarak, en azından iki soruya indirgeyebilirsin.”

Kesiti aç

Tanrı varsa sorun, yoksa daha büyük sorun

Avcıoğlu, tarihte söylenmiş bir sözü anıyor: bir Tanrı varsa bu insan için bir sorundur, ama bir Tanrı yoksa bu daha büyük bir sorundur. Voltaire de buna, bir Tanrı olmasa da insanın bir Tanrı icat etmek zorunda olduğunu eklemiş. Avcıoğlu bu sözü dinî inanç anlamında değil, insanın varoluş soruları ve sorunları konusunda söylenmiş bir söz olarak alıyor. Birinci kısımda Tanrı’yı tanımaya çalışmayı, onun hakkında söylenenlere göre nasıl yaşanacağını ve ona hesap vermeyi bir sorun olarak görüyor; ikinci kısımda ise inanç ya da zan bazlı bile olsa bağlanılabilecek bir referansın ortadan kalkmasını çok daha dehşetli bir varoluş sorunu olarak anlatıyor.

“Bir Tanrı varsa bu insan için bir sorundur, ama bir Tanrı yoksa bu daha büyük bir sorundur.”

Kesiti aç

Hepimiz öyle bir gücü arzularız

Avcıoğlu, insanın bütün yetilerine ve bu gezegenin efendisi olmasına rağmen varoluşsal olarak çok naif, kırılgan ve zayıf bir varlık olduğunu söylüyor. Bu yüzden, birkaç istisna dışında insanların büyük çoğunluğunun, inansın ya da inanmasın, kabul etsin ya da reddetsin, benliğinin en derinlerinde dünya denen cehennemin bir rüya olduğunu müjdeleyecek, bütün korku ve kaygılardan kurtaracak, olduğu gibi kabullenip şefkat ve aşkla bağrına basacak, tam istediği gibi bir hayat sunabilecek bir Tanrı’nın, öyle bir gücün olmasını arzuladığını düşünüyor.

“Bize tam istediğimiz gibi bir hayatı, kişisel opsiyonlar dahil sunabilecek bir Tanrı’nın, öyle bir gücün olmasını arzularız bence.”

Kesiti aç

Sıradaki videolar

Yeni bir kesit yayımlanınca haber ver

Sık sık e-posta göndermeyiz; yalnızca yeni video ve canlı yayın tarihi olduğunda. Her e-postanın altındaki bağlantıyla istediğin an ayrılabilirsin.