Ölüm ve sonrasındaki bilinmezlik
Murat Avcıoğlu, ölüm ve ölüm sonrası bilinmezlik varoluş sorununu, kendi ölümümüz ve çok sevdiklerimizin ölümü olmak üzere iki yönüyle ve bilinemezliğin insanı nasıl yıprattığıyla anlatıyor.
Bu videoda
Varoluş sorunlarına daha yakından bakan dört videonun ilkinde, insanın en büyük kategoriyi oluşturan varoluş sorunu olarak ölüm ve sonrasındaki bilinmezlik ele alınır. İnsan, çevresindeki canlıların oluşa gelip bir süre sonra öldüğünü gözlemleyerek kendisinin de öleceğini bilir; ama en diplerdeki temel motor güdüsü yüzünden hep varlıkta kalmak, ölümden sonra bile hiçliğe karışmamak ister ve bu çatışmadan ölüm varoluş sorunu doğar. Sorun iki türtir: kişinin kendi ölümüyle ve derin duygusal bağlar kurduğu yakınlarının ölümüyle ilgili. Ölümsüzlüğün bir müjde mi felaket mi olduğu tartışılır; asıl korkunun ölmenin kendisinden değil, tam istediği gibi yaşayamamış olmaktan geldiği, yakınlarının ölümünün ise insanın en zayıf yerlerinden biri olduğu anlatılır.
İkinci bölümde ölüm sonrası bilinemezlik ele alınır: tarih boyunca din, felsefe, mistisizm ve bilim, hiçliğe karışmaktan bir tanrı ya da melek olmaya kadar çok çeşitli cevaplar vermiş, ama hiçbiri kat’i bilgiyle doğrulanamadığı için konu bilinemezlikte kalmıştır. Belirsizliğin insan zihnini çok yıprattığı, en kötü ihtimalin bile net bilinmesinin belirsizlikten iyi geldiği ve ilişkilerin bozulmasının sebebinin çoğu zaman belirsizliğe katlanamamak olduğu söylenir. Ölüp geri gelenler olsaydı ve anlatsalardı bile bunun insanı kalıcı olarak ikna etmeyeceği, insanda kalıcı olanın yalnızca kendi deneyimleri olduğu, bu sorunun yok edilemese de kapsanarak aşılabileceği anlatılır. Sonraki videoda anlamsızlık varoluş sorununa bakılacaktır.