Bilmek, güvenmek, sezmek › Kesit
Kat’i bilgi, zan, cehalet
“Bunlar bir övgü ya da yargı sıfatları değil, bir durum tespiti.”
Avcıoğlu, bilmenin on bin yıldır tarif edilmeye çalışıldığını, hepsinin ortak noktasının bir çan eğrisinin üç noktası gibi üç durum olduğunu söylüyor: bir uçta bir konudaki mutlak kat’i bilgi, öbür uçta mutlak cehalet, ortada zan bölümü. Bunların övgü ya da yargı sıfatları değil, durum tespiti olduğunu vurguluyor. Platon’un bu diyagramı çizdiğini, kat’i bilgiye “episteme” dendiğini, epistemoloji alanının oradan geldiğini, İslam coğrafyasının filozofları ve kelamcılarının ise buna kat’i, burhani bilgi dediğini anlatıyor.
Bu kesitte geçen sözcükler
- Doksa
- Zan hâli: ne kat’i bilgi ne mutlak cehalet. Kuvvetli zan, ümit, emin olmak, şüphe ve umutsuzluk hep bu bandın içindedir; “eminim ama bilmiyorum” demek gibi.
- Episteme
- Kat’i bilgi hâli: bir konuda tam bilmek. Epistemoloji, bilgiyle ilgili alan, adını buradan alır. Karşıtı cehalet (amatya), arası zan (doksa) hâlidir.