Uyanış sonrası akıl ve kalp dengesi
Murat Avcıoğlu, uyanıştan sonra aklın ve kalbin, yani rasyonel düşünce, diyalektik mantık ve sezginin nasıl kullanılacağını, hiççiliğe düşmeden iç tutarlılıkla yaşamanın yolunu anlatıyor.
Bu videoda
Bir canlı yayında Murat Avcıoğlu, uyanış ve aydınlanma kavramlarını netleştirerek başlar: bunlar tarih boyunca varlığın birliğini fark etmek için kullanılmıştır; sonrası uzun bir süreçtir ve tekamül yavaş ve sindirerek olur. Akıl derken rasyonel düşünce, klasik mantık, diyalektik mantık ve akli sezgi; kalp derken aklın yetmediği yerdeki sezgisel yeti kastedilir. Duyguların kalple değil zihinle ilgili olduğu, sezginin Buda’nın söylediği altıncı duyu gibi bir yeti olduğu, zihin durunca parladığı anlatılır.
Uyanıştan sonra ilk adım olarak “hayatımda nelerin olmasını, nelerin olmamasını istiyorum” sorusu önerilir. Bir izleyici sorusuyla “hiçbir şey fark etmez, biz hiçiz” diyen hiççilik eleştirilir; Tanrı’dan başka varlık olmadığı hâlde insanın nitelikli benliğiyle ikinci bir tecelliye sahip olduğu, kaderin dallanan bir program olduğu anlatılır. Sunucu İnan’ın itirazı üzerine evrimin bilimsel olup olmadığı tartışılır (yanlışlanabilirlik, Hume ve Popper, diyalektik evrim). Son soruda, aydınlanmış birinin yine zihne ve egoya düşüp düşemeyeceği cevaplanır: akıl ve sezgiyi kullanmadan önce onları gözleyen yetiyi fark etmek, haftada bir iki kere birkaç dakika sakin oturmak, kalbi zulümden ve kinden uzak tutmak ve huzursuzluğu bir ihbar olarak okumak önerilir.